PLM Krizi Fırsata Dönüştürmek İsteyenlere Süreç ve Maliyet Avantajı Getiriyor
Şub 10th, 2009 | By ERPHABER | Category: Haberler, RöportajlarERPHABER - Boğaziçi Yazılım Genel Müdür Yardımcısı Nilgün Bökeer : “Kriz, özellikle otomotiv ve beyaz eşyada çok etkili. Bu sektörler de bizim hedef alanlarımız arasında bulunuyorlar. Genelde yoğun zamanlarda çok proje oluyor ve tabiri caizse işletmeler kendi söküğünü dikmeye fırsat bulamıyorlar. Şu anda iş hacmi düşmüşken bu tür yatırımların yapılması kaçınılmazdır diye düşünüyorum.”
Boğaziçi Yazılım Genel Müdür Yardımcısı Nilgün Bökeer, özellikle, tasarım süreci ve maliyetinde büyük avantajlar sağlayan Ürün Ömrü Yönetimi ile şirketlerin, uzun vadede karlılıklarını artırabileceklerini ifade ediyor.
ERPHABER; Ürün Ömrü Yönetimi nedir?
Nilgün Bökeer : Ürün Ömrü Yönetimi (Product Lifecycle Management - PLM), ürünün kavramsal olarak ortaya çıkmasından başlıyor. Bir cep telefonu örneğinden yola çıkarsak, ilk önce bu telefonun taslağı, özellikleri ortaya çıkıyor. Hitap edeceği kullanıcı ve pazara göre bu ürün son şeklini alıyor. Daha sonrasında üretim, tüketiciye ulaşması ve servis aşamaları bulunuyor. Bir ürünün doğal olarak belli bi ömrü var ve bunun sonunda başka, yepyeni bir ürün üretilmesi süreci ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bizim yaptığımız, kavramasal olarak ürünün oluşmasından pazardan toplanıncaya kadar geçirdiği sürecin yönetimini yapmak. Bu, mühendislik, üretim, kalite kontrol, satın alma gibi çok farklı departmanların içine girdiği bir döngü.
ERPHABER : Ürün Ömrü Yönetimi ne kadar zamandan beri var?
Nilgün Bökeer : Bu aslında bilinen bir uygulama, ancak çok eski de değil. 2000′li yıllarda meydana gelen ve ERP’lerden çok sonra ortaya çıkan bir konu. Türkiye’de kullanan, küçüklü-büyüklü çok sayıda kuruluş var. Daha çok mekanik tasarım ağırlıklı sektörlerde görülüyor, ama hızlı tüketim malları sektörlerinde de uygulaması da var. Örnek vermek gerekirse otomotiv grubu Ford, tasarım süreçlerinde bu programdan faydalanıyor. Çözümümüzün adı ‘Teamcenter’ Bunu biz, beyaz eşyada Arçelik’te, savunma sanayinde ise TAİ’de kullanıyoruz. Çap olarak daha küçük ölçekli yan sanayilerde de aynı şekilde değerlendiriyoruz. Ana sanayiyle iletişim kurabilmek, hızlı tasarlamak, pazarı ürüne daha iyi verebilmek ve ürünün maliyetini daha düşük tutabilmek gibi amaçları var.
ERPHABER : İşletmelere uyarlanabilmesi nasıl oluyor?
Nilgün Bökeer : ERP gibi çok fazla uyarlanma ihtiyacı çıkmıyor. Burada süreç yönetimi derken iş akışlarının yönetimi söz konusu oluyor. Orada da zaten bizim önerdiğimiz Teamcenter yönetimi yeterince esnek çözümler sağlıyor. Ayrı bir kodlama olmadan iş akışlarının konfigürasyonlarıyla çok rahat uyarlayabiliyorsunuz.
ERPHABER : Bu çözüm şirketlere nasıl bir avantaj sağlıyor?
Nilgün Bökeer : Öncelikle, bunun firmadan firmaya değiştiğini söyleyebiliriz. Başladığınız noktanın ne olduğu da çok önemli, ama en büyük getiriyi mühendislik veriminin artmasında ve ürünün daha çabuk geliştirilip pazara daha çabuk sunulmasında faydalar elde ediliyor. Günümüzde, piyasalar artan oranlarda global hal almış bir durumda. Kendi ürününüzü geliştirmenizin yanında ne kadar iyi bir ürün geliştirdiğiniz de önemli. Burada, kimin ürününün pazara daha hızlı çıktığı daha bir önem kazanıyor. Pazara ilk ulaşan şirket büyük kısmını elde ediyor. Bir sonra gelen pazara daha düşük fiyatla mal sunuyor ve bu da fiyatların aşağıya inmesi gibi bir sonucu doğuruyor. Yani, size pazara ürününüzü çok daha çabuk sunabilme avantajını sağlıyor.
ERPHABER : Bunun krizde ne gibi bir faydası olabilir?
Nilgün Bökeer : Kriz, özellikle otomotiv ve beyaz eşyada çok etkili. Bu sektörler de bizim hedef alanlarımız arasında bulunuyorlar. Genelde yoğun zamanlarda çok proje oluyor ve tabiri caizse işletmeler kendi söküğünü dikmeye fırsat bulamıyorlar. Şu anda iş hacmi düşmüşken bu tür yatırımların yapılması kaçınılmazdır diye düşünüyorum. Yani, eğer o iş kolundan ayrılmayacaksanız bu tür bir yatırımın yapılması zaruridir. Daha sonra işler yeniden açılmaya başladığında tek yapılacak şey ’start’a basmak olacaktır. Yani, krizi fırsata dönüştürmek, bu noktada etkili bir şekilde değerlendirilebilir.






